İdare Mahkemelerine Başvuru

86

İdari Dava Nedir?

Devlet kurumları (idareler) yasalar, yönetmelikler, tüzükler vb. mevzuat kapsamında faaliyet gösterir, vatandaşlara kamu hizmeti sağlarlar. Bir hukuk ilkesi olarak idarelerin vatandaşlara “kusursuz hizmet” sorumluluğu bulunsa da her zaman için kamu görevlisinin mevzuatı yanlış yorumlamasından, görevi savsamasından, mevzuatın yerince açık olmamasından vb. sebeplerle, hak sahibi gerçek ya da tüzel bir kişinin menfaat kaybına ya da hak ihlaline uğraması yaşanabilecek bir durumdur. Böyle durumlarda hak sahibine kamu kuruluşuna idari başvuru yaparak yapılan hatalı işlemlerin iptali ve oluşan kaybın önlenmesini talep etme hakkı verilmiştir. Ancak idarenin bu talebe olumsuz yanıt verme olasılığı da mevcuttur.

Ancak hukuk sistemi böyle durumları öngörerek hukuk istemi içerisinde çözüm mekanizmaları üretmiştir. Nitekim Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 125. maddesi “İdarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır” şeklinde bir hüküm içermektedir. Bu hükme göre menfaat kaybına uğramış birey, tüzel kişi ya da engelliler konusunda faaliyet gösteren tüzel kişiliğe sahip bir STK’lara (idari) yargı yoluyla menfaat ihlaline sebep olan işlemi durdurma/iptal ettirme yolu açık tutulmuş, hatta bunun da ötesinde bu esnada doğan kayıplarını tazminat yoluyla tazmin etme imkânı (tam yargı davası açma hakkı) dahi tanımıştır.

Türkiye’de engelliler konusunda çıkarılmış yasa, yönetmelik tüzük vb. mevzuat çıkarılmıştır. Ancak çıkarılan bu mevzuatın istenilen düzeyde uygulandığı ve hayata geçtiğini söylemek mümkün değildir. Bu durum, idari dava açma mekanizmasını engelliler ve engelliler konusunda faaliyet gösteren STK’lar için çok önemli ve stratejik hale getirmektedir. Engellilik alanında idare mahkemelerine dava açılmasına konu olabilecek bazı hak ihlali ya da menfaat kaybı olaylarına dair örnekler paylaşılmıştır.

Örnek Olay A:

– Engelli birey A. %90 ortopedik engellidir ve bakım ve öz bakım ihtiyaçlarını annesinin sağladığı destekle sürdürmektedir.

 – Engelli A’nın ailenin maddi geliri çok düşüktür. Bakım aylığı almak için İl Aile ve Sosyal Politikalar Müdürlüğüne idari başvuruda bulunuştur.

– Ancak yapılan işlemler sonucunda Engelli A’nın gelirinin yüksek olması gerekçe gösterilerek aylık bağlanmayacağı yazılı olarak bildirilir.

– Engelli A, Aile Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü’ne bir idari başvuru ile itiraz eder. Engelli A, itirazında gelirinin düşük olduğunu, evde bir kişinin çalıştığını, ailede kişi başına düşen gelirin Asgari ücretin 2/3’nden az olduğunu belirterek itiraz eder ve durumunun yeninden değerlendirilmesini talep eder.

– Ancak müdürlük, engelli A’nın itirazını da reddeder ve aylık bağlamaz

– Bu olay üzerine engelli A Bulunduğu ildeki idare mahkemesine başvurarak Aile Sosyal Politikalar İl Müdürlüğünün vermiş olduğu kararın iptalini ve kendisine aylık bağlanmasını talep eder.

Örnek Olay B

– Orta Anadolu bölgesinde engelliler konusunda faaliyet gösteren B STK’sı,  ildeki belediyeye başvurarak belediye otobüslerinin ortopedik, görme, işitme vb. tüm engel gruplarının erişimine uygun hale getirilmesini talep eder

-Belediye, B STK’sına yazılı bir cevap vererek bünyesindeki otobüsleri 2 sene önce aldığını, 5 seneden önce yenilemeyeceğini bildirir.

– B STK’sı, bulunduğu ildeki İdare mahkemesine başvurarak belediyenin 5378 sayılı Engelliler Hakkında Kanun’un Ek 3. Maddesi’ne göre belediye otobüslerinin engellilere uygun hale getirme zorunluluğu varken, kanunun açık hükmüne rağmen, yaptığı idari başvuruya olumsuz yanıt verdiğini belirterek dava açar.

İdari Dava Açmanın Ön Koşulları

– İdarenin her türlü iş ve işlemi hakkında idare mahkemelerine ve Danıştay’a dava açılabilir.

– Cumhurbaşkanının doğrudan doğruya yaptığı işlemler idari yargı denetimi dışındadır.

– Her vatandaş, kendisini doğrudan ilgilendiren bir hak alanında haklarında idari davaya konu olabilecek bir işlem veya eylemin yapılması için idari makamlara başvurabilirler.

– Yapılan bu başvuruya, muhatap idare kurumu tarafından 60 gün içinde bir cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır.

– İlgililer altmış günün bittiği tarihten itibaren dava açma süresi içinde, konusuna göre Danıştay’a, idare ve vergi mahkemelerine dava açabilirler. Tazminat davalarında (tam yargı davalarında) dava açma tarihi 1 yıldır.

– Eğer idare altmış günlük süre içinde idarece verilen cevap kesin değilse ilgili bu cevabı, isteminin reddi sayarak dava açabileceği gibi, kesin cevabı da bekleyebilir. Bu takdirde dava açma süresi işlemez. Ancak, bekleme süresi başvuru tarihinden itibaren altı ayı geçemez. Dava açılmaması veya davanın süreden reddi hallerinde, altmış günlük sürenin bitmesinden sonra yetkili idari makamlarca cevap verilirse, cevabın tebliğinden itibaren altmış gün içinde dava açabilirler.

– İlgililer tarafından idari dava açılmadan önce, idari işlemin kaldırılması, geri alınması değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılması üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan yeniden talep edilebilir. Böyle bir durumda süreç (60 günlük cevap süresi ve ardından 60 günlük dava açma süreci) yeniden başlar.

– Şayet 60 günlük sürenin sonu adli tatile denk gelirse, dava, adli yılın başladığı günden sonraki bir hafta içinde açılabilir.